İçeriğe atla

Bağırsak Mikrobiyotası ve Kilo: Bakteriler Gerçekten Kilo Aldırır mı?

Bağırsak bakterileri kilo aldırır mı? Araştırmaların gerçekte ne gösterdiği, mikrobiyotayı besleyen ve bozan alışkanlıklar ve mikrobiyota testlerinin sınırları.

Yazan: Dyt. Merve Denizli Aras · Diyetisyen, İstanbul Medipol Üniversitesi (2016)

Özet

Bağırsak mikrobiyotası ile kilo arasında bir ilişki olduğu açık: Obezitesi olan kişilerde mikrobiyota çeşitliliği ortalamada daha düşük bulunuyor ve hayvan deneylerinde bakteriler enerji depolanmasını etkileyebiliyor. Ancak insanlarda bakterilerin tek başına kilo aldırdığı gösterilmiş değil; ilişki iki yönlü ve büyük ölçüde beslenme biçiminden etkileniyor. Mikrobiyotayı desteklemenin en sağlam yolu lif, farklı bitkiler, polifenoller ve fermente gıdalarla beslenmek, ultra işlenmiş gıdaları azaltmaktır. Ticari mikrobiyota testlerinin kilo yönetimindeki klinik değeri ise henüz sınırlıdır.

“Kilo veremiyorum, çünkü bağırsak floram bozuk.” Son birkaç yılda bu cümleyi eskisinden çok daha sık duyuyorum. Sosyal medyada mikrobiyota; kilo, ruh hâli, cilt ve enerjiyle ilgili hemen her sorunun açıklaması gibi sunuluyor. Bilimin bu konuda heyecan verici bulguları gerçekten var, ama söylenenlerin bir kısmı bulguların epey önünde gidiyor. Gelin, neyin bilindiğini ve neyin henüz bilinmediğini ayıralım.

Mikrobiyota nedir?

Kalın bağırsağımızda trilyonlarca bakteri, mantar ve virüsten oluşan bir topluluk yaşar; buna bağırsak mikrobiyotası denir, eskiden “bağırsak florası” denirdi. Bu mikroorganizmalar bizim sindiremediğimiz lifleri parçalayarak kısa zincirli yağ asitleri gibi bileşikler üretir. Bu bileşikler bağırsak duvarını besler, iltihabın düzenlenmesine yardım eder ve tokluk hormonlarıyla etkileşir. Her insanın mikrobiyotası kendine özgüdür; beslenme, yaş, ilaçlar, doğum şekli ve yaşam tarzıyla şekillenir.

Araştırmalar ne söylüyor?

  1. Hayvan deneyleri güçlü sonuçlar veriyor. Mikropsuz ortamda büyütülen farelere obez bireylerin bağırsak bakterileri aktarıldığında, zayıf bireylerinkiler aktarılanlara göre daha fazla yağ depoladıkları gösterildi. Bu, bakterilerin enerji kullanımını etkileyebileceğine dair önemli bir ipucu.
  2. İnsan çalışmaları çoğunlukla ilişki gösteriyor. Obezitesi olan kişilerde mikrobiyota çeşitliliği ortalamada daha düşük. Ancak bu bulgu, bakterilerin mi kiloya yol açtığını, yoksa aynı beslenme biçiminin mi hem kiloyu hem mikrobiyotayı etkilediğini ayırt etmiyor.
  3. Tek bir “şişmanlatan bakteri” yok. İlk yıllarda öne çıkan bazı bakteri grubu oranları sonraki çalışmalarda tutarlı biçimde doğrulanmadı. Bugün çeşitliliğin ve bakterilerin ürettiği bileşiklerin daha belirleyici olduğu düşünülüyor.

Kısacası mikrobiyota kilo denkleminin bir parçası olabilir; ama enerji dengesi, uyku, stres, hareket ve hormonlar hâlâ ana belirleyiciler. “Bakterilerinizi düzeltin, kilolar kendiliğinden gitsin” mesajı bugünkü bilgilerle desteklenmiyor.

Yine de kilo verirken neden önemli?

Mikrobiyotayı besleyen beslenme biçimi, kilo yönetimini dolaylı yollardan da destekler. Lifli ve bitki ağırlıklı öğünler daha uzun tok tutar, kan şekerini daha dengeli yükseltir ve aynı doygunluğu daha az enerjiyle sağlar. Bakterilerin liften ürettiği kısa zincirli yağ asitlerinin tokluk hormonlarının salgılanmasına katkı yaptığı da düşünülüyor. Yani bağırsağınız için doğru olanı yaptığınızda, mikrobiyotanın kiloya doğrudan etkisi tam olarak kanıtlanmamış olsa bile, kilo hedefinize de hizmet etmiş olursunuz.

Mikrobiyotayı ne besler, ne bozar?

Besleyenler

  • Lif: Bakterilerin ana besin kaynağı; baklagiller, tam tahıllar, sebzeler, meyveler, kuruyemiş ve tohumlarda bulunur. Günlük hedefler için lif yazıma bakabilirsiniz.
  • Polifenoller: Zeytinyağı, kırmızı-mor meyveler, kakao, yeşil çay, baharatlar, soğan ve sarımsakta bulunan bu bileşikler de bakteriler tarafından işlenir.
  • Fermente gıdalar: Yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi gıdalar canlı mikroorganizmalar ve onların ürünlerini sağlar. Probiyotik ve prebiyotik farkını kefir, yoğurt ve turşu yazısında ayrıntılı anlattım.
  • Çeşitlilik: Aynı sağlıklı yiyecekleri sürekli yemek yerine farklı bitkileri dönüşümlü tüketmek daha çeşitli bir mikrobiyotayla ilişkili.

Bozanlar

  • Ultra işlenmiş gıdalar: Lif açısından fakir, katkı maddesi açısından zengin bu ürünler bakterileri aç bırakır; bazı emülgatörlerin bağırsak bariyerine etkisi de araştırılıyor.
  • Gereksiz antibiyotik kullanımı: Antibiyotikler mikrobiyotayı haftalarca değiştirebilir. Hekim gerekli gördüğünde mutlaka kullanılmalı; ama viral enfeksiyonlarda kendi kendine antibiyotik almak hem mikrobiyota hem de antibiyotik direnci açısından zararlıdır.
  • Tek düze ve düşük lifli beslenme, kronik uykusuzluk ve stres de olumsuz etkileyen faktörler arasında.

Haftada 30 farklı bitki: pratik bir hedef

Geniş katılımlı bir vatandaş bilimi projesinde, haftada 30'dan fazla farklı bitki tüketenlerin mikrobiyotasının 10'dan az tüketenlere göre daha çeşitli olduğu gözlendi. Bu bir ilişki bulgusu, ama hedef olarak çok kullanışlı: Kalori saymadan beslenmenin kalitesini yükseltiyor. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, tohumlar, otlar ve baharatların her biri ayrı sayılıyor.

GrupKolay eklenebilecek örnekler
SebzeDomates, biber, kabak, patlıcan, ıspanak, pırasa, havuç, roka, semizotu
MeyveElma, çilek, kayısı, nar, kiraz, erik
BaklagilNohut, kırmızı ve yeşil mercimek, kuru fasulye, barbunya, börülce
TahılBulgur, yulaf, karabuğday, tam buğday, arpa
Kuruyemiş ve tohumCeviz, badem, fındık, keten tohumu, kabak çekirdeği
Ot ve baharatMaydanoz, dereotu, nane, kekik, zerdeçal, kimyon, sarımsak

Bir kâse mercimek çorbası (mercimek, soğan, havuç, kimyon, nane), bir çoban salata (domates, salatalık, biber, soğan, maydanoz) ve bir avuç karışık kuruyemişle tek günde bir düzine farklı bitkiye ulaşmak zor değil. Türk mutfağı bu açıdan son derece zengin; Akdeniz diyetini Türk mutfağına uyarlama yazımdaki öneriler de aynı yöne işaret ediyor.

Mikrobiyota testi yaptırmalı mıyım?

Dışkı örneğiyle yapılan ticari mikrobiyota testleri, bağırsağınızda hangi bakterilerin bulunduğuna dair ilginç bir tablo sunar. Ancak bugün için kişiye göre net bir “sağlıklı mikrobiyota” tanımı yok ve mikrobiyota beslenmeye bağlı olarak günler içinde değişebiliyor. Bu nedenle bu testlerin sonucuna göre kilo vermeye yönelik kişisel plan yapmanın klinik değeri henüz sınırlı. Testle birlikte önerilen takviye paketlerine de temkinli yaklaşmanızı öneririm. Kalıcı sindirim şikâyetleriniz varsa ilk adım hekim değerlendirmesidir.

Bağırsağı kilo planının doğal bir parçası yapmak

Danışanlarımın programında bağırsağı ayrı bir proje olarak değil, beslenmenin doğal bir parçası olarak ele alıyorum: Lifi kademeli artırıyoruz, çünkü bir anda artırınca şişkinlik yapabiliyor; haftalık bitki çeşitliliğini birlikte takip ediyoruz; fermente gıdaları damak zevkine göre ekliyoruz. Kabızlık, şişkinlik ya da düzensiz bağırsak alışkanlığı olanlarda bağırsak sağlığı beslenmesi kilo verme sürecini de belirgin şekilde kolaylaştırıyor.

Sık sorulan sorular

Bağırsak bakterileri kilo aldırır mı?

Hayvan çalışmaları bakterilerin enerji depolanmasını etkileyebileceğini gösteriyor. İnsanlarda mikrobiyota ile kilo arasında ilişki var, ancak bakterilerin tek başına kilo aldırdığı kanıtlanmış değil; beslenme hem kiloyu hem mikrobiyotayı etkileyen ortak faktör.

Probiyotik takviyesi zayıflatır mı?

Mevcut kanıtlar, probiyotik takviyelerinin kilo kaybına etkisinin tutarsız ve genellikle küçük olduğunu gösteriyor. Fermente gıdalar ve lifli beslenme daha sağlam bir temel sunar.

Bağırsak florası nasıl düzelir?

Lifi kademeli artırmak, haftada çok sayıda farklı bitki tüketmek, yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar eklemek ve ultra işlenmiş gıdaları azaltmak mikrobiyotayı destekler. Değişim birkaç günde başlar, ama kalıcı olması için düzenlilik gerekir.

Dyt. Merve Denizli Aras

İstanbul Medipol Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü (2016) mezunu diyetisyen. 10+ yıl, 10.000+ danışan. Ankara Beştepe'de yüz yüze ve online; metabolizma odaklı beslenme. Hakkımda →

İlk adımı birlikte atalım

Beştepe'deki ofiste yüz yüze ya da dilediğiniz yerden online. WhatsApp'tan yazın, size en uygun gün ve saati birlikte planlayalım.